Kalkan'da otobüste indiğimde, ilk düşüncem limana inmek, kartpostal yazıp atmak ve tekrar otobüse binip Fethiye'ye devam etmekti. Otobüsle gelirken gördüğüm manzara itti önce. Bozkır doğanın ortasında Kaş'tan da çirkin bir yapılaşma. Otobüsten inince gördüğüm ise Ali Baba adında köfteciler, cheapo İngiliz turistler, turistik dükkanlar.
100-150 metre sonra fikrimi değiştirdim. Harita satan bir dükkan gördüm. Antalya'dan Fethiye'ye olan alanı, yani Likya'yı içeren çeşit çeşit, detaylı haritalar. Sonra bir de baktım kitaplar. Kaş'ta aranıp bulamamıştım kitapçı. Sormamıştım gerçi. Ama keşke şöyle buraların tarihini anlatan, detaylı bir kitap olsa diyordum. Bir değil birkaç kitap vardı, birini seçtim. Bir de kartpostal seçtim. Dükkanın içine girdim. Semazen resimleriyle doluydu. Para verirken “Keşke buraların resimleri olsaydı” dedim, sahibi olduğunu tahmin ettiğim adama. “Görüntüler içeren kaset hazırladık, ressamlara gönderdik, çizecekler” dedi. “Hm, böyle bir dükkan olduğuna göre Kalkan çok da kötü bir yer olamaz” dedim kendi kendime.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home