Tuesday, May 17, 2005
Yarıma geliyor ve tabii ki güneş iyice yukarıya çıktığından ağacın gölgesi kısaldı. Etrafta insan sayısı arttı. Çocukların viyakları da. Bir sürü insan kano ve bisikletle lagünde geziyor. Ben de kano kiralayacağım ama akşamüstünü bekliyorum. Birazdan da büfeteryanın gölgelik altındaki masalarına kaçacağım herhalde bu en kötü saatleri atlatmak için. Öğle yemeği niyetine tavuk dönerli sandviç yedim, bira içtim. Müdür beyin gazetelerinden iki tanesini kasiyerin izniyle ödünç aldım, okudum. Sonra şezlonga dönüp uyudum. Salyalarımı akıtarak. Üçe kadar uyumuşum. Bu arada güneş iyice üstüme gelmeye başladı. Sabah hesap hatası yapmışım. Ağacın batısına değil güneybatısına oturmuşum. Yani şimdi güney güneşine maruz kalacağım, pek kaçamayacağım ya da ağacın diğer tarafındaki Alman'ların dibine girmem gerek ki ikimiz de istemeyiz. Sıcak da zaten. Kastım mastım, sonra deniz girdim. Ohh. Bütün numarası buymuş kumsal ve yanma olayının, unutmuşum. Mayomu değiştirdim, büfeteryanın üstü tamamen kapalı yerinde oturmaya geldim, yine ortalıkta, oley, oley, oley, yazıyorum.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home